Bir Kulaç Sevgi

Öğretmenliğimin ilk yıllarına ait bir anımı paylaşmak istiyorum sizinle, beni derinden etkileyen güzel ve sıcacık bir anımı. Kişisel bilgilerin gizliliğine özen göstermek amacıyla öğrencimin gerçek ismini kullanmadan (kod adı kullanarak) aynen aktarıyorum öğretmenlik anımı. Aynı zamanda paylaşmış olduğum anı 2016 yılı Eskişehir ili geneli Öğretmenler Arası Anı Yarışmasında Üçüncülük ödülüne layık görülmüştür. Mutlu okumalar 🙂

BİR KULAÇ SEVGİ

Kışları sert, dağları yüksek bir şehrin çocuklarıydı onlar. Kalpleri yumuşacık, gülüşleri sıcacık. Hepsinde ayrı bir hikaye, hepsinde ayrı bir ışık. İçlerinden biri var ki onun hayatı biraz karanlık; ancak gülüşü adı gibi bir o kadar aydınlık.

Deniz birinci sınıfa başlamış tatlı mı tatlı, akıllı mı akıllı harika bir çocuk. Ama hayat ona karşı daha çocukluk yıllarında ilk tokadını vurmuş küçük yaşta babasını kaybetmişti. Annesi ve babasıyla; dayısının, dedesinin ve akrabalarının yardımlarıyla hayatlarını sürdürüyorlardı. Çocuk olması belki bu zorlukları görmesinin önüne geçiyordu ama yetim olmanın hüznü ve masumiyeti yüzüne o kadar yansıyordu ki; yeryüzündeki bütün babalar toplansa ve sevgilerini gösterecek olsa, Deniz’e yetmeyecekti gözlerinden belliydi…

Derslerde çabuk öğrenen, görev bilinci yüksek, edepli, efendi, saygılı ve güler yüzlü bir çocuktu Deniz. Kadife gibi bir gülüşü ve bir bebek masumluğu vardı onda. Beni çok sever yanımdan pek ayrılmazdı. Ders zamanlarında ara ara güzel çıkışları olur, farklı düşüncelerini dile getirir, iyi sorular sorardı. Sorduğum sorulara verdiği cevaplar gayet mantıklı ve güzel olmakla birlikte bazen güldürür ve çoğu zaman bir büyük insan gibi cevapları, düşündürürdü beni.

Yine o günlerden birinde matematik dersinde  standart olmayan ölçü birimleriydi konumuz. Sohbet havasında bir ders yapıyorduk. Adım, karış, ayak, kulaç, parmak ölçü birimleriyle ilgili örnekler anlatıyorum, soruyorum, cevap alıyorum ve böylece ilerliyordu dersimiz. Matematik dersine karşı ayrı bir önem veren Deniz, sıra kulaca gelince gözlerinin parladığını fark ettim. Arkasından bununla ilgili birkaç soru da sorunca belli ki bu ölçü birimi ilgisini çekip farklı göründü gözüne diye düşünüp devam ettim konumuza.

Dersin sonuna yaklaşırken her zamanki gibi konuyu şöyle bir toparlayıp, öğrendiklerimizi tekrar edip çocukların da sorularına yer verdim. İşte bu sırada belki de hayatım boyunca alabileceğim en güzel hediyelerden birini alacaktım, yükte ağır olmayan ama pahada belki de değer biçilemeyen güzellikte. Hem de kötülük nedir bilmeyen bir çocuktan, öylesine güzel bir dille ve anlatımla…

Deniz söz almak için öyle sabırsızlanıyordu ki belli ki içi içine sığmıyordu söyleyeceklerinden. Merak içinde söz hakkı verdim. Ayağa kalkıp gözleri ışıl ışıl,  söylediği sözler hala kulaklarımda ve o andaki hali  gözlerimin önündedir:

Öğretmenim ben sizi bir kulaç kadar seviyorum!

Beni gösterebileceği en büyük ölçü birimiyle seviyordu yani: KOCAMAN! O anda uzunca süre başka dünyalara dalmıştım. Kalbim yerinde duramıyor, dünyalara sığamıyordum. Gözlerim buğulu sarılmıştım. O minicik kalp atışları hayata meydan okuyordu, hissediyordum. İçindeki bu sevgiyle hayata karşı ben de buradayım diyordu; hem de hayatın ona göstermiş olduğu bu acımasızlığa inat.

O günden sonra hayatım farklı bir hal aldı. Sevgiye olan inancım kat be kat arttı, matematiğe bakışım değişti. Meslek hayatım boyunca belki de iki; her seferinde iki ders saati ayıracağım bir ölçü birimi hayatıma işlemişti. Bir kulacın ne kadar büyük bir ölçü birimi olduğunu o gün fark etmiştim. Günlük yaşamımızda küçük olarak gördüğümüz şeylerin aslında bir çocuğun gözünde ne kadar da büyük olabileceği dersini o gün almıştım.

O gün aslında Deniz bana bir hayat dersi vermişti. Hem de hiçbir kitapta, hiçbir kaynakta bulamayacağım bir ders. Öğretmenim diyordu:

Sevgi öyle ölçüyle, birimle, maddeyle ölçülmez. Sevgi kucaklayabildiğimiz kadardır, yüreğimizin sıcaklığı kadardır.

Meslek hayatım boyunca biriktirdiğim o ve onun gibi sevgileri ben hala yüreğimde taşıyorum, sıcak tutuyor ve ısıtıyor soğuk zamanlarda. İhtiyaç duyduğum zamanlarda yetişiyor imdadıma. Ve hala da biriktiriyor ve biriktirmeye çalışıyorum; çünkü bu dünyada insana kalacak olan tek şey bir çocuk gülüşü, bir yetimin saflığı ve topladığımız sevgilerin bütünüdür.

Ben bütün insanları kocaman seviyorum; keşke tüm insanlar da birbirini bir kulaç kadar sevebilse…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s